Antalya’da meydana gelen hortum felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet; ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı, yaralanan yurttaşlarımıza ise acil şifalar diliyorum.
Şüheda yurdu Gaziantep’ten sesleniyorum:
Ülkesini seven her yurttaşımdan; kadın, erkek, genç, yaşlı demeden herkesten temiz ve ahlaklı siyasete sahip çıkmasını istiyorum.
Üreten, büyüyen ve hakça bölüşen bir Türkiye için temiz siyaset şarttır.
Zonguldak’ın Kilimli ilçesine bağlı Gelik beldesindeki maden ocağında meydana gelen grizu patlamasında hayatını kaybeden işçilerimize Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum.
Benzer acıların bir daha yaşanmamasını diliyorum.
Madencilerimizin ve tüm emekçilerimizin can güvenliğinin sağlandığı, iş cinayetlerinin son bulduğu bir çalışma hayatını iktidarımızda tesis edeceğiz.
Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası, iki egemen devletin uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatleri çerçevesinde yaptığı meşru bir anlaşmadır.
Libya Temsilciler Meclisinin de bu anlaşmayı onaylaması önemli bir gelişmedir.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın bu anlaşmayı “geçersiz ve hükümsüz” olarak nitelendirmesi, iki egemen devletin iradesini hükümsüz kılamaz.
Sömürge çağında değiliz.
Avrupa Birliği, Libya parlamentosunun kararını siyasi açıklamalarla geçersiz kılamaz.
AB, Doğu Akdeniz’de bazı üye ülkelerin siyasi tezlerini uluslararası hukukun yerine koyamaz.
Türkiye’nin ve Libya’nın hak ve menfaatleri, Brüksel’in siyasi tercihleriyle ortadan kaldırılamaz.
Doğu Akdeniz’de ihtiyacımız olan, tek taraflı dayatmalar değil; uluslararası hukuk, hakkaniyet ve karşılıklı saygı temelinde diyalogdur.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve menfaatleri bir parti meselesi değil, millî bir meseledir.
Cumhuriyet Halk Partisi, emperyal güçlerden destek için ‘Bizi yalnız bıraktınız.’ diyenlerin partisi değildir.
Emperyal güçlere karşı çıkanların partisidir.
Azerbaycan’ın Bağımsızlığının Yeniden Tesisi Günü’nün 35. yıl dönümü kutlu olsun!
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir” sözü, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sarsılmaz kardeşliğin en güçlü ifadesidir.
Ortak tarihimizden, kültürümüzden ve kader birliğimizden güç alan Türkiye ile Azerbaycan’ın kardeşliği, “bir millet, iki devlet” anlayışının çok ötesinde, sevinçte ve kederde, iyi günde ve zor günde omuz omuza durabilmenin en güzel örneğidir.
Bağımsızlığını yeniden kazanmasının 35. yılında Can Azerbaycan’ın egemenliğinin, huzurunun ve refahının daim olmasını diliyor; dost ve kardeş Azerbaycan halkını sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Geçmişten aldığımız güçle ortak geleceğe yürümeye, her koşulda birbirimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
Kardeşliğimiz, birliğimiz ve dayanışmamız daim olsun.
10 Ekim Gar Katliamı, Ankara’nın kalbinde, insanlığın vicdanında açılmış ve hiç kapanmayacak bir yaradır.
Aradan yıllar geçti ama ne acımız hafifledi ne de adalet arayışımız sona erdi.
Birbirimizin canı ve namusu yine birbirimize emanettir.
Hayatını kaybeden kardeşlerimizin hesabını sormadan,
Adaletten, kavgamızdan vazgeçmeyeceğiz.
Birbirimizden asla vazgeçmeyeceğiz.
Korkuyu değil umudu, nefreti değil kardeşliği büyüteceğiz.
10 Ekim’de katledilen bütün kardeşlerimizi rahmetle anıyor, acılı ailelerine ve milletimize sabırlar diliyorum.
Unutmadık, unutmayacağız.